Gelişmişliğin Bir Başka Kriteri

Sizlere İnsani Gelişme Endeksi’nden(Human Development Index) bahsedeceğim. Bir ülkenin gelişmiş olup olmadığı ile ilgili birçok perspektif söz konusudur. Kimisi cari açık olup olmadığına bakar, kimisi dış ticaret dengesinin önemini vurgular, bir başkası sektörel dağılım oranlarını göz önünde bulundurur, öteki gayrisafi milli hasılaya bakarken bazıları da kişi başına düşen milli gelire bakar ilk olarak. Tabi bunların hiçbiri bir ülkenin gelişmişliğine dair tek başına bir gösterge olamaz, natamam ve mualleldir. Kuşkusuz iyi bir ekonomist, BM, IMF veya Dünya Bankası ve türevi değerlendirme kuruluşları ülke ekonomileri ile ilgili sıralamalar yaparken her birini göz önünde bulundurur. Netice itibariyle de ülke gelişmiş, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkeler şeklinde kategorize edilir. Lakin bu kategoriler, ekseriya işin laboratuvar kısmıyla yani sayısal kısımlarla ilgilenir. Kuşkusuz herkesin bakış açısı farklılık arz eder. Ben ise sosyo-ekonomi ile ilgili naçizane bir vatandaş olarak, giriş cümlesinde yer alan HDI’ı çok önemseyen biriyim. Çünkü insan her şeyin temelidir, en mühim kıymettir ve bence insan kalitesinin sıralaması her şeyden önce gelir. Katılırsınız katılmazsınız, saygı duyarım. En büyük ekonomiler arasında 18.sırada olmaktansa İnsani Gelişme Endeksi’nde 71.sıraya “yükselmiş” olmamızı dert edinen biriyim. Zaten biz neredeyse cumhuriyet tarhimiz boyunca en büyük 20 ekonomi içinde yer aldık. Kimi zaman 17 kimi zaman 18. sırada olduk. Hiçbir zaman kayda değer bir yükseliş trendi göstermedik. Sanırım bu da neden mezkur endekste 70. sıralarda süründüğümüzün göstergelerinden biri. İkisi de birbirine son derece paralel iki endeks.

Üzerinde durduğum endeksten bilmeyenler için kısaca bahsedeceğim. İnsani Gelişme Endeksi ülkelerdeki okur-yazar oranı, eğitim, yaşam düzeyi, yaşam uzunluğu doğrultusunda hazırlanan bir ölçüm. İnsanların düzgün yaşaması, bilhassa çocuk hakları için de ölçü teşkil eden bir endekstir. Bu araştırma; bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da gelişmemiş bir ülke olduğunun, aslında uygulanan-gerçekte olan arasındaki ilişkinin bir göstergesi. Yani mesela uygulanan ekonomi politikalarıdan vatandaşların ne kadar faydalandığı, onlara olumlu yönde etki ettiğini gösteriyor. Bir nevi ekonominin, sosyal açıdan sağlamasının yapılması gibi. Endeks, 1990 yılında Pakistanlı ekonomist Mahbub ul Haq tarafından geliştirilmiş ve 1993’ten bugüne değin BM Gelişme Programı tarafından yıllık Gelişme Raporu olarak sunulur.

İnsani Gelişme Göstergesi ülkelerde üç başlıca hususu göz önünde bulundurur:

  • Uzun ve sağlıklı bir yaşam, ölçümü ortalama yaşam süresi ile yapılır.
  • Bilgi ölçümü, okur yazar oranı(2/3’ü) ve ilkokul, lise ve üniversite kayıtları yüzdesi (1/3’ü) ile yapılır.
  • Yaşam düzeyi ölçümü, kişi başına düşen gelir ve alım gücünün ABD doları üzerinden hesaplanmasıyla yapılıyor.

Sıralamalar ise çok yüksek, yüksek, orta ve düşük gelişme şeklinde 4’e ayrılıyor.

Şimdi sıralamalara kısaca bir göz atalım:

Adsız.jpg

Raporda da görüldüğü üzere en büyük ekonomiler sıralamasında ilk 20‘de yer alan ülkelerin çoğunun bu endekste de üst sıralarda yer aldığı görülüyor, yani paralellik mevcut. Endeksin ilk 25 sırasında yer almasa da endeksin ilk 50’sinde ekonomik olarak en güçlü ülkelerin yer aldığı görülebilmektedir. Eğer atlamadıysam en güçlü 20 ekonomide olup da İnsani Gelişme Endeksi’nde Brezilya’dan sonra en arka sırada yer alan biziz:

Adsız2.jpg

Venezuela ile 71.sırayı paylaşmamız kanaâtimce üzerinde düşünülmesi ve çalışılması gereken meselelerden biri. Demekki doğru yaptığımızı düşündüğümüz politikaların fiiliyatta çok fazla olumlu yönde etki yapmadığı görülüyor. Önümüzde yer alan ülkelere bakacak olursak durumun parlak olmadığı sarihtir. Bu endekste işsizlik de baz alındığında sonuç daha da vahim olmaktadır.

Dürüst olmak gerekirse rapordan çıkan sonuçlar beni şaşırtmıyor. Bir ülkede orta ve yüksek teknoloji ürünleri üretimi ve ihracatı yetersizse, fen liselerine olan yatırımlar inanç temelli eğitim kurumlarına yapınlanlarla kıyaslanmayacak derecede düşükse, üniversiteler bilim yapma konusunda dünya ölçeğinde gerilerde kalıyorsa, ülkemizin gündem maddelerinde ilk sıralarda eğitim, edebiyat, bilim veya sanatın hiçbiri yer almıyorsa; kısa vadeli yatırımlarla caka satılıyorsa, günü kurtarma yönünde politikalar uygulanıyorsa, ekonomi politikası seçim ekonomisiyse, gelişimden konut yapımı anlaşılıyorsa, tıpkı PISA testleri gibi bu endeksin sonuçları da sadece açıklandığı tarih ve sonraki birkaç gün gündemde kalıp ah vah edilip sonra unutulup gidiyorsa bu tablo hiç mi hiç şaşırtıcı değildir. İşin üzücü yanıysa siyasilerin bu endeksi “umursamaması”dır. IMF’e olan borcumuzu kapattık ya, o bize yeter.

 

Dünyanın en ilkel insanları sadece birkaç şeye sahiptir, ama yoksul değildir. Yoksulluk ne malın mülkün az oluşu, ne de sadece amaçlarla araçlar arasındaki bir ilişkidir; yoksulluk her şeyden önce insanlar arasındaki bir ilişki biçimidir. Toplumsal bir statüdür. Ve bu haliyle de, uygarlığın bir icadıdır.” Marshall Sahlins

Ekonomik olarak yoksul olabilirsin fakat şayet zihnen yoksulsan, mesele bitmiştir…

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s