Alt Tarafı Soruşturma(!)

Orta Çağ’da Katolik Kilisesi’nce kurulan özel soruşturma mahkemelerine verilen isim olan Engizisyon, Latince’de soruşturma mânâsına gelen inquisitio sözcüğünden türetilmiştir. Bu mahkemeler fikir ve inançları kilisece yanlış yahut tehlikeli bulunan kişiler ile simyacı, büyücü ya da cadı olarak nitelendirilen kimseleri sorgular ve cezalandırırdı. Bir çok ülkede faaliyet gösteren Engizisyon mahkemelerinin en ünlüleriyse Orta Çağ Engizisyonu, İspanyol Engizisyonu ve Roma Engizisyonu’dur.

Engizisyon mahkemelerinin özelliklerine kısaca bakacak olursak:

  • Zalim işkence yöntemlerini benimseyen dini bir yargılama sistemidir.
  • Kilisenin tehdit olarak gördüğü tarikatları ortadan kaldırmıştır.
  • 15.yüzyıldan itibaren büyücü olarak tabir ettiği kişileri vahşi yöntemlerle cezalandırmıştır.
  • Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.

Yukarıda bahsettiğimiz engizisyonlara bir göz atalım neymiş ne değilmiş.

Orta Çağ Engizisyonu

Fransa ve İtalya’da inançları kilise ile bağdaşmayan kişileri yargılayan yerel mahkemelerdir. 1231’de Papa IX. Gregorius, papalığa bağlı özel bir mahkeme kurarak Engizisyon’u kurumsallaştırdı. İran’da Sasaniler döneminde(226-642) yaygınlık kaz619052535.jpganmış olan Mani dininin Mısır üzerinden Fransa ile İspanya’ya sıçraması ve taraftar bulması Hıristiyan din adamlarını kaygılandırmıştı. Bildiğiniz gibi Manicilik, iyilik ve kötülük karşıtlığına dayanan bir dindir ve Manicilerin inancına göre gerek evrende gerekse de insanda bu iki güç sürekli çatışma halindedir. Hıristiyanlık için tehlikeli görülen bu inançtaki insanlar, bir sorgulayıcı ve yardımcılarından oluşan Engizisyon mahkemelerinde yargılandılar. O dönemde yanlış yaptığını kabul edenler ve pişmanlık gösterenler hafif bir ceza ile Hıristiyan dinine geri alınıyordu. 1252’de Papa IV. Innocentius döneminde işkence, sanıkların suçlarını itiraf ettirici bir yöntem olarak Engizisyon’a girer. Ortaçağ Avrupası’nda mahkemelerde işkence, pişmanlık göstermeyenlere veya yanlış yaptığını kabul etmeyenlere sıkça uygulanmıştır. Bazı durumlardaysa suçlu bulunanlar yakıldı(bu diğer uygulamalara nazaran hafif kalıyor(!)). İtalya’nın kuzeyi ve Fransa’nın güneyi ile sınırlı kalan ve birkaç yüzyıl süren Ortaçağ Engizisyonu’nun kurbanları arasında Jeanne d’Arc, reformist din adamlarından Jan Hus ve Girolama Savonarola gibi isimler bulunur.

İspanyol Engizisyonu

İspanya’da Hıristiyanlar’ın Magripliler’e karşı kazandığı zaferden sonra birçok Magripli ve Yahudi, cezalandırılmaktan kurtulmak için topluca Hıristiyan olmuş fakat inquisition-wheel.jpgeski inançlarının gereklerini gizlice yerine getirmekten vazgeçmemişlerdi. İspanyol kralları(Ferdinand ve Kastilya Kraliçesi İsabelle) bunun önüne geçmek amacıyla Papa IV.Sixtus’tan aldıkları yetkiyle 1478’de Engizisyon mahkemeleri kurdular. Papanın bile vahşice uygulamalarından kaygı duyarak gücünü kısıtlamaya çalıştığı bu mahkemelerin baş engiz
isyoncuları yüz binlerce insanı inançsız oldukları
gerekçesiyle diri diri yakılmaya göndermiştir. Bunlardan, yalnızca ilk baş engizisyoncu olan Dominiken papaz Tomas de Torquemada’nın 2000 kişiyi yaktırdığı biliniyor. İspanyol yönetimi Engizisyon mahkemelerini siyasal davalarda da kullanmıştır. İspanyol Engizisyonu 18. yüzyılda önemini yitirdi ama 1834 gibi geç bir tarihte ortadan kaldırılana değin varlığını sürdürdü.

Roma Engizisyonu

1542’de Papa III. Paulus tarafından temelde Katolik Kilisesi’nin savunduğu öğretiyi korumak ve başta Protestanlara(reformistlere) olmak üzere Katolik öğretiye karşı tüm tehditlerle mücadele etmek amacıyla kurulmuştur. Dinde reform isteyenlerin sayısı arttıkça Engizisyon mahkemelerinin acımasızlığı da arttı. Kilise, üniversitelerde okutulan kitaplar üzerinde denetim ve sansür uygulamaya başladı. 1543’te kilisenin izni olmadan hiçbir kitabın basılıp satılamayacağına karar verilir. Yasaklanan kitapların listesi uzadıkça uzar ve buimages.jpgnların birçoğu yakılır. Engizisyon mahkemeleri, kilisenin dünyaya ve evrene ilişkin tartışılmaz görüşlerinin yanlışlığını kanıtlayan bilim insanlarını da yargılayıp cezalandırmıştır. İtalyan bilim insanı Giordano Bruno(1548-1600) evrenin sonsuzluğuna, evrende birden çok gezegenin varlığına ve Dünya’nın evrenin merkezi olmadığına ilişkin nazariyeleri hasebiyle Engizisyon mahkemesinde yedi yıl süren yargılamadan sonra 1600’de diri diri yakılan binlerce kişiden sadece biriydi. Bir diğer bilim insanı Galileo Galilei de Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü öne sürdüğü için 1634’te yargılandı. Düşüncelerini yadsıması istendi ve ömrünün 8 yılını evinde gözetim altında geçirmek zorunda kaldı. Pek de soruşturmayıp bir idam
mahkemesi haline gelen Engizisyon, bilahare Katolik Kilisesi’nin içinde ve dışından ağır eleştirilere maruz kaldı. 1908’de Papa X.Pius, 20.yüzyıla kadar sıçrayan Engizisyon’u kaldırdı. Katolikler arasında kilise düzenini, gelenekleri ve inançları korumayı amaçlayan yeni bir kurum oluşturuldu. Bugün kiliseye karşı inançsızlıkla suçlanan kişiler yalnızca kiliseden uzaklaştırılmakla cezalandırılır.

 

Yukarıda da bahsettiğim üzere bunlar en bilinen Engizisyonlardır. Bunların dışında Portekiz, Hırvat Engizisyonu ve Amerika kıtasında da engizisyon mahkemeleri kurulmuştur.

Engizisyon mahkemelerinin kurulması insanlık tarihinde, dini kurum veya kurumların uzun bir süre kendini savunma mekanizması olarak kullandığı akıl ve insanlık dışı bir uygulamadır ve insanın kendi türüne yaptığı en acımasız, ızdırap ve işkenceyle dolu kara lekedir kanımca. Ortaçağ dendiğinde şahsen her defasında tüylerim ürperir, bu konuda yaptığım araştırmalar ve ulaştığım görseller gerçekten inanılmaz derecede rahatsızlık verici. Sayısız masum insan-bunların bir kısmı da bilim insanı- avrupa ve amerika kıtasında farklı fikirleri, inançları veya kimlikleri nedeniyle çarmıha gerildi; çivili sandalyelere, kazığa oturtuldu, elleri kolları bağlanıp denize atıldı, yakıldı, kafası uçuruldu ve saire. Yukarıdaki nahoş görselleri de paylaşma konusunda tereddüt ettim fakat her bir başlıkta en azından birer görsel kullanmayı yeğledim. Huşunet salt fikir ve inançlar konusunda engizisyona başvurulmakla kalmadı, mesela ordalie denen bir kavram vardırBununla da ilgili başkaca kanıt bulunmadığı durumda, birinin suçlu olup olmadığını anlamak için kaynar suya el batırtma, kızgın demiri tutturma, sanıkla şikayetçiyi dövüştürme, ateşe atma, vahşi hayvanlar arasına salma yahut zehirleme gibi uygulamalar da gerçekleştirilmişti.

Neyseki artık modern bir çağdayız ve tüm bu insanlık dışı uygulamalar geride kaldı.

Gerçekten öyle mi?

Yoksa işkenceler hayatımızda fark edemediğimiz kadar yumuşaklaşıp form değiştirdi ve hâlâ devam mı ediyor?

Karar sizin.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s