Hangisinin İşi Zor?

Homini. Bilmeyenler için söyleyelim, insansı anlamına gelen bir kelime. Yani soyu tükenmiş insan türlerini, kendi türümüzün atalarını ve modern insanları niteleyen bir sözcük. Amma velakin fiziksel ve biyolojik olarak insan tanımına uysanız da iş bununla bitmiyor. Daha sonra da cinsinize bakılır. Erkek ya da kadın(dişi) mısınız diye ayrılırsınız. Ondan sonra da belli bir çerçevede sizin için belirlenmiş erkek ve kadın rolüne uymanız beklenir.

İlk insanların hayatta kalma ve birlikte yaşama gerekliliğiyle birlikte, biyolojik ve sosyolojik olarak kendi özelliklerinin farkına vardıktan sonra, içgüdüsel yahut planlı olarak erkek ve kadınların rolleri belirlenmiştir. Toplumda nasıl davranması, duygularını nasıl ve ne şekilde açığa çıkarması, karşı cinse ne şekilde yaklaşması, hangi işlerle iştigal olması gibi birçok farklı alanda geleneksel bakış açılarıyla erkek ve kadına roller biçilmiştir. Örneğin neyin erkeksi neyin kadınsı olduğuna ilişkin geleneksel yaklaşımlar, tutumlar hem kadınların hem de erkeklerin davranışlarını ciddi derecede etkiliyor. Kadınlar fiziksel olarak erkeklerden zayıf görülmüştür. Bu, yanılmıyorsam tüm toplumlarda böyledir. Bu bakış kadınların muhtelif açılardan da zayıf olarak görülmesine yol açmıştır. Mesela kadınlar zayıf olarak görüldüğü için acı, korku, endişe gibi duyguları toplum içinde açıkça ifade edebilmektedir. Çünkü zayıftır, acizdir o bu yüzden de boşverin döksün içini diye düşünülür. İşin ilginç yanı, belki siz böyle düşünmeyebilirsiniz fakat birçok kadın da zayıf cins olduğunu kabul ediyor ve tıpkı çocukların yapabildiği gibi toplum içerisinde duygularını ifade etmekten rahatsızlık duymuyor. Üzücü veya trajik bir hadise yaşadıklarında, buna şahitlik ettiklerinde ya da duygu dolu bir filmin sonunda ağlamakta özgürdürler. Kadınların bu serbestliği her iki cins için de normal görünür. Toplumun yazılı olmayan kanunlarından biri gibi algılanır.

Oysa erkekler için durum dramatiktir. Eğer bir erkek güçlü ve erkeksi görünmek istiyorsa korktuğunu ya da üzüldüğünü göstermemeli. Çünkü böyle yaparsa zayıf ve kırılgan(hassas) görünür ki bu da geleneksel toplumda hoş karşılanmaz. Bilirsiniz erkekler ağlamaz diye bir söz vardır. Bu durum kadın mesleği, erkek mesleği gibi tasniflere de mahal vermiştir(ev hanımlığı, taksicilik vb.). Bu tür ayrımlar kadınlar için aşağılamadır bana göre.

Geleneklere karşı değilim, hatta olmalılar da çünkü gelenekler toplumların kültürlerinin bir yansımasıdır. Fakat toplumsal cinsiyet gibi bir kavramın ortaya çıkmasına neden olacak şekilde bir boyuta ulaşmışsa kokuşmaya başlamış demektir. 2306278-anadolu-kadini.jpg
Şuna katılırım, kadınlar tarih boyunca-istisnalar kaideyi bozmasın- ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüştür. Sen sus ne bilirsin, otur oturduğun yerde, senin neyine onu yapmak, haddini bil gibi bir çok ithama maruz kalıp arzu ettiklerini yapmaları engellenmiştir. Kanımca bu yüzden de formel bilimlerde, edebiyatta hatta keşiflerde kadınların ismini maalesef pek duyamadık, varsa da bilmiyoruz. Bunun sorumlusu da biz erkekler ve o iflah olmaz egomuz. Dünya ulusunu oluşturan ve yetiştiren kadınlardır fakat yönetilenler de onlardır genelde. Keşke ülke yönetimlerinde kadınlar daha çok yer edinse, söz sahibi olsa. Sanıyorum erkeklerin kararlarının insanlığa ve dünyaya verdiği zarardan daha fazlasını vermez. Bana kalırsa hiçbir şekilde ayrım doğru değil. Kimin neye yeteneği, bilgisi ve tecrübesi varsa o işi yapabilmeli, toplumdaki yerini almalı.
shutterstock_253718596-998x663.jpg

Valentina Tereşkova, Marie Curie, Agatha Christie, Virginia Woolf, Halide Edip Adıvar, Muazzez İlmiye Çığ, Simone de Beauvoir, I.Elizabeth, Jeanne d’Arc, Margaret Thatcher, Benazir Butto, Florence Nightingale, Rosa Parks ve sayamadığım daha niceleri siyasetten sanata, edebiyattan sağlığa değin birçok alanda katkılarda bulundu. Biz erkeklerin zorbalığı olmasa belki daha niceleri çıkacaktı. Yine de her şeye rağmen zincirleri kıran, kalıba sığmayı reddeden kadınlar da az değil.

Bir toplumu eğitmek, kadınları eğitmekten geçer. Muasır bir medeniyet olabilmek için de evvela kadınların eğitilmesi elzemdir.

Kafama takılan meselelerden biri:

Kız gibi ağlama, kız gibi davranma, erkek gibi konuş, erkek kazanır kadın hazırlar, koca dediğin döver de sever de aldatır da sus sen, şunu giyme, bunu yapma, kızsın sen ne bileceksin...”

Erkeklere kadınlığı nasıl öğretmişiz? Bir yerde yanlışlık var…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s