Türkiye Ekonomisi Üzerine

Oikia nomos. Bu da ne demektir diye düşünenler olabilir. Yunanca’dan gelen Ekonomi kelimesinin kökeni. İİBF’nin tozunu yutmuş çoğu kişi bilir bunu. Kelimeyi bulan ülkenin bugün zor durumda olması da ayrı bir ironi.
Gelelim konuya. Türkiye Cumhuriyeti, 2001 krizini nispeten az hasarla atlattıktan sonra eskiye göre gelişim gösterdiği âşikâr. Krizden sonraki dönemde kısa süreli de olsa uygulanan doğru politikalarla birlikte ekonomimiz, özellikle 2008 krizine kadar iyi temeller üzerinde ayakta duruyordu. Fakat teğet geçtiği iddia edilen 2008 krizinden sonra, 2001’de olduğu kadar doğru adımlar atılmadığı ya da en azından yetince atılmadığı bugün sadece liranın değer kaybından dahi anlaşılabilir. Ben 2001-08 arasını, hakikaten bir seferberlik içinde gayret gösterildiğine inandığım, ülke için ekonomi politikası, 2009-… olan dönemi de seçim için ekonomi politikası olarak ikiye ayırıyorum. Politikalar gittikçe kısırlaştı. Bunlar, pek de yerine getirilmeyen seçim vaatleri olarak kullanılmaya başladı. Dönemin Maliye Bakanı, dolar asla 2 lirayı geçmez dedi lakin geçti. Yok canım 3 lira da olmaz yani dendi, o günleri de gördük çok şükür(!).  Biraz doların üstünde durarak başladım ama bununla ilgili birkaç bilgi paylaşıp geçeceğim. Türkiye’de hammaddesini dolarla alıp lira ile ürün satan şirketler var. Doların yükselişi onlar için büyük bir handikap. Bu menfi durumu haliyle ya fiyatları arttırarak ya da işçi çıkararak dengelemeye çalışıyorlar. Makro düzeyde de ülkeye enflasyon olarak yansıyan bu durum, pek çok alanda muhtelif zamlandırmalarla karşımıza çıkıyor. Dolarda 1 kuruşluk değişim dahi önemlidir. Bunun etkisi aşağı yukarı 1,8 milyar lira olarak hesaplanmış. Ben de bir hesap yaptım. 27 Ekim 2015’te 1 $=2,89 TL. 27 Ekim 2016’da 1$=3,10 TL. Yıl içinde meydana gelen dalgalanmalardan ötürü kayıpları saymazsak toplam zarar ortalama 37,8 milyar lira. Birçok şirketin bu durumla karşılaştığını var sayarsak ülke ekonomisinde ciddi kayıplara yol açabiliyor.

Dünya’da belki çok az siyasetçi realisttir. Çünkü bu onların işine gelecek bir method değildir, dürüst olunacak pek çok konu olabilir ama siyaset bunlardan biri değil. O yüzden bilhassa ekonomi konusunda iktidar mensuplarının söylediklerini dinleyin ama söylediklerinin hakikâtler olduğuna inanmayın, gidip kendiniz araştırın. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Eğer tek referansınız yöneticilerin iki dudağının arasıysa yanıltılmanız çok yüksek ihtimaldir.

Bana göre bir ekonominin güçlü olması o ülkede bilime, teknolojiye, akla ve insana ne kadar yatırım yapıldığı ve bu alandaki çalışmaların ne kadar teşvik edildiğine bağlıdır. Günümüz dünyasında artık küçük olan şey değerlidir. Bir şeyi ne kadar küçültürseniz o kadar önemlidir ve para eder. Bu yüzden teknoloji, bilhassa yüksek teknoloji ürünleri üretmek elzemdir, şarttır. Aşağıda ülkelerin toplam ihracat istatistikleri mevcut:
exports(cia).jpghttps://www.cia.gov/Library/publications/the-world-factbook/rankorder/2078rank.html

Gördüğünüz gibi  152 milyar $ ile Türkiye 29.sırada. Şimdi yukarıda yüksek teknoloji ürünleri ihracatının neden önemli olduğuna değindiğimi anlayacaksınız:

high tech.jpgTürkiye dünyada yüksek teknoloji ihracatı alanında ilk 25’te yok. Nerede mi? Güncel verilere göre yaklaşık 2.5 milyar $ ile 39.sırada.

http://data.worldbank.org/indicator/TX.VAL.TECH.CD?year_high_desc=true

Yani Türkiye’nin toplam ihracatı ABD’nin sadece High-Tech alanındaki ihracatı kadar bile etmiyor.

Türkiye ivedilikle eğitim ve öğretim sistemini bilimsel temeller rehberliğinde yeniden dizayn etmeye çalışmalı, gururu bir kenara bırakıp “İlim Çin’de dahi olsa” -ki görünüşe göre öyle- getirmelidir. Fakat maalesef din ve dinsel odaklı anlayış ve proje okul saçmalığı bırakın doğru adımlar atıldığını, geriye  gidildiğinin işaretleri. OECD tarafından yapılan PISA testleri de bunun kanıtıdır.
Artık bilimsel gelişmelere katkı, tüm siyasi manevralardan ve vaatlerden daha kıymetli ve itibarlı dünyada. Bir ülke bu alana kafa yorarsa bu hem halkının refahına çok büyük katkıda bulunur hem de dünyaya kendini en iyi ve saygın şekilde göstermiş olur. O yüzden şahsen bu konuyu son derece önemseyen biriyim.
Bir ülkede ihracat azsa ne fazla olur? Haliyle ithalat:
imports(cia).jpghttps://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2087rank.html

Bulabildiğim en güncel tablo CİA(Central İntelligence Agency)’deki bu tablo. Baktığım son verilere göreyse toplam ithalatımız 204 milyar $. Ülke fark etmeksizin, üretimde yeterince bulunmamanın sonucu, yakanı zarardan kurtaramamaktır. Borç yiğidin kamçısı olsaydı şimdiye ülkecek zamanında “Tanrı’nın Kırbacı” sıfatına nail olan Attila gibi bir sıfatımız olmuş ve dünyanın ilk 5 ekonomisi arasına erişmiş olurduk fakat işler böyle yürümüyor. Üretmeyen, üretemeyen bir ülkede insanların gelirleri yüksek olamaz. İyi koşullarda yaşayamaz ve ekonomik sıkıntılar sosyal hayatta büyük sorunlara yol açar. Bugün de ekseriyet bir cinnet içerisinde. Bu, cepte para olup olmamasıyla da son derece ilintilidir. Parası olmayan, borç batağında bir insan hırsızlık da yapar, suç da işler, her türlü haltı da yapar. Zaten batmıştır, daha da batması mümkün değildir ve kaybedecek bir şeyi yoktur. Türkiye’de Türk-İş Sendikası Konfederasyonu ve TÜİK’in ortak çalışması sonucu elde edilen verilerine göre 4 kişilik bir ailenin salt gıda harcamaları yani açlık sınırı 1386,22 TL’dir. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4515,37 TL’dir. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.711,50 TL olarak tespit edilmiştir. Asgari ücret 1300 TL’ye yükseldi(!).
İşgücü Araştırması 2015 yılı sonuçlarına göre Türkiye’de toplam çalışan sayısı 26 milyon 621 bin kişi olarak tahmin edildi. Çalışanların 18 milyon 562 bini erkeklerden, 8 milyon 58 bini ise kadınlardan oluşuyorr. Ve bu 26,5 milyon kişinin hiç de azımsanmayacak kısmı asgari ücret ve altında bir ücretle çalışıyor. World Bank diyor ki:

 

Kişi başı milli gelir ilk 10.jpg
Kişi başı milli gelir(wb).jpg
http://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?year_high_desc=true
İşin ilginç yanıysa bu kadar yoksulluğa rağmen halen kişi başına düşen gelirin yıllık 9000$ seviyelerinde olması. Bunu da herhalde kaymak tabakamıza borçluyuz, sağ olsun var olsunlar. Yoksa halimiz n’olurdu? Yine de tüm olumsuzluklara rağmen tıpkı dünya devi bir banka olan Goldman Sachs gibi Türkiye ile ilgili iyimserliğimi koruyorum. 2050 yılına kadarki periyot için kapsamlı ekonomi değerlendirmeleri yapmışlardı. Orada diyor ki:

GDP at PPP GS.jpg
Türkiye , tıpkı bugün gelişmekte olan Meksika, Nijerya ve Pakistan gibi ekonomide yükseliş gösterecek. Bu benim için de ekonomistler için de şaşırtıcı değil. Büyük bir potansiyelimiz var fakat kullanmadıktan sonra bir işe yaramadığını bugün görüyoruz. Bundan 20-30 yıl evvel de biz 17. büyük ekonomiydik ve halen öyleyiz. Yerimizde saymaya devam ediyoruz. Bazen bir aşağı bir yukarı gidiyoruz ama ciddi bir sıçrayışı çok uzun yıllardır yapamadık. Bunun yolu da yukarıda bahsettiğim, bugünün zaten sektörü olan ve gelecekte daha da olacağı âşikâr teknolojik üretimin artışı. Şu an dünyada bundan daha değerli ve ülkelere katkıda bulunacak sektör yok. Bunun yanında bugün gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler, nükleer enerjiden geri adım atmaya başladı ve yenilenebilir enerjiye yönelme yarışına girmiş durumdalar. Bizim de bu yarışa güçlü bir şekilde dahil olmaya ihtiyacımız var. Milyarlarca doları Ruslara veya Japonlara verip Nükleer Santral yapmak son derece gereksiz ve parayı çöpe atmak demektir. Paramızı başkalarına kaptırmamalı, yerli üretimi de yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarını süratle arttırmalıyız.

Bir ekonomiyi güçlü kılmak sanıldığı kadar zor değil. Oyunu kuralına göre oynar, işler bilenlere bırakılır, mantıklı davranır, geleceği  görebilir ve doğru örnekleri rehber edinip gerekli politikalar uygulanırsa bunlar, tüm ülkeler için yükselişin anahtarları olacaktır.

Daha mutlu ve parlak yarınlarda buluşmak dileğiyle…

Kaynaklar: Goldman Sachs, World Bank and Central İntelligence Agency datas and statistics; TÜİK verileri, Türk-İş Konfederasyonu verileri, Tradingeconomics.com, Wikipedia.

Türkiye Ekonomisi Üzerine” üzerine 2 yorum

  1. Eline sağlık, muazzam bir yazı olmuş. Aslında bilmemiz gereken bir çıkış noktası var, o da şu: Ekonomi bir ilizyondur. Mesela Dünya genelinde kişi başına düşen milli gelirin, 2015 yılında, 2014 yılına göre 750 dolar düştüğü gözüküyor, bir yılda dünya nüfusunun bu kadar hızlı arttığı ve bu yüzden düştüğünü söylemek iyimserlikten ziyade bir hata olacağı için sorulması gereken soru şu, kişi başına düşen gelir tüm dünyada nasıl azalabilir? Bu para nereye gitti?

    Beğen

    1. Önemli bir noktaya değinmişsin. Ekonomi sayılardan ibarettir ve bu sayılarla istenildiği gibi oynanabilir. Yunanistan, AB’ye giriş sürecinde ekonomi verilerinde hileler yapmıştı fakat bu çok sonradan ortaya çıktı. Dünya genelindeki bu düşüşün altında yatan başka sebepler olduğu su götürmez. Bilmediğimiz çok şey var ve bu beni delirtiyor.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s