Dünya Nüfus Günü

Merhabalar, ilk yazımızla karşınızdayız. Günün anlam ve ehemmiyetine istinaden konu olarak 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü’nü seçtik. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl 11 Temmuz’da, nüfusun önemli konularını ele alan bir tema belirlenmekte ve bu temaya ilişkin farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır. UNFPA, tema olarak bu yıl 13-19 yaş grubunda yer alan ”genç kızlara yatırım” konusunu seçmiştir. Bu noktada vurgulanan nokta, genç kızlara yapılacak yatırımların ülkelerin geleceği için yapılacak yatırımlar olarak tanımlanması Her kız çocuğu, yarının potansiyel annesi olarak dünyaya geliyor. Bu potansiyeli optimal düzeyde değerlendirebilmek için genç kızlara yeterli, kaliteli olan eğitim olanaklarına; sağlık hizmetlerine erişim, güvenli bir yaşam sahası ve ekonomik destek sağlanması minvalinde yatırımların önem taşıdığı aşikâr. İyi eğitim almış, ekonomik mânâda desteklenmiş, temel ihtiyaçları karşılanmış, ”ertelenmiş” evlilik yapmış genç kızların bilumum toplam için bir kazanç olduğunu ve bu durumun sadece genç kızlara değil; onların ailelerine, çocuklarına, yaşadıkları topluma ve ülkelerine fayda sağlayacağını düşünüyorum. Şayet eğitim ailede başlıyorsa -ki öyledir- anne babanın evvela da annenin iyi eğitimli olması gerekir. Çünkü çocukla en çok vakit geçiren ebeveyn annedir ve annenin sahip olduğu bilgi, birikim, kültür, çocuk eğitimine ilişkin yeterliliği, çocuğa yaklaşım vb. hususlarda yetkin olabilmesi ileride mikro düzeyde çocuk, makro düzeyde de toplum için elzemdir. BM tarafından ele alınmış ve arttırılması gerektiği ön görülmüş söz konusu bu yatırımlar, bu yolda atılacak ilk ve en mühim adımlardan biridir fakat bu yatırımların nasıl, ne şekilde, ne yönde ve hangi doğrultuda yapılması gerektiğine ilişkin veriler incelenip analiz edilmeli ve ne yapılması gerekiyorsa doğru şekilde yapılması gerekmektedir.

Ülkemizdeki genç kızların ve kadınların vaziyetinin çok da iç açıcı olmadığı gerçeği hepimizin gözüne çarpmayı bırakın gözümüzü oymaktadır âdetâ. Kadına şiddet(ya da cinayet), sadece ülkemizde vukû bulmasa da bu hadiselerin dünyada en çok yaşandığı ülkelerden biriyiz. İşin kötü yanı bu eğilim gittikçe artıyor. Sanki kadınlardan önce erkeklerin eğitilmesi daha  mantıklı görünse de bu dişliler birbirinden bağımsız görülemez ve hangi taraf olursa olsun yukarıda bahsettiğim alanlarda yatırımlar ivedilikle gerçekleştirilmeli. Tabi evvela insana olan bakış ve değer, cinayete varan şiddete yönelim eğilimi konusunda ön plana çıkan parametreler olsa da eğitim yine de bu mekanizmanın olmazsa olmaz çarkı. Şiddetle ilgili birkaç veriyi sizlerle paylaşacağım. Örneğin İçişleri Bakanlığı Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının istatistikî verilerine göre 2002 yılı kayıtlarında 66, 2007 yılında 1011, 2015 yılında 303, 2016 yılının ilk 6 ayındaysa 153 kadın öldürüldü. Genel bir veri paylaşmak gerekirse 2002-2015 yılı arasındaysa toplam 5406 kadın öldürüldü. Resmi verilere bakmaya gayret ettim fakat sizler de biliyorsunuz ki her vakıa da verilere yansımıyor. Bu nedenle tablonun daha da elim olduğunu ifade etmek lazım. Bu sadece cinayetle de bitmemektedir. Bu sacın tecavüz, taciz, kaçırma, tehdit gibi ayakları da mevcut. Bu konulara da girersem hem yazı oldukça uzar hem de esas konudan sapmış olurum.

Konu bütünlüğü dağılıyor gibi görünse de ikinci paragrafta bahsettiklerim, başlıkla son derece ilintili. Bir kadının öldürülmesi, dünyaya gelecek potansiyel çocukların var olmaması, var olanların psikolojisinde tahribata yol açması, toplumda huzursuzluk yaratması, bu tür eğilimlerin artması, sevgisizlik ortamı oluşması gibi çarpanlarla toplum üzerinde negatif bir etki yaratmaktadır.

Nüfus Günü ve bu yıl ele alınan konu münasebetiyle ülkemizdeki 13-19 yaş genç kızlarıyla ilgili bazı veriler paylaşayım:

– Türkiye’de kadın nüfusunun(%49,8)  %11,3’ünü 13-19 yaş grubu kızlar oluşturmaktadır.
– Genç kızların yaşadığı hane halklarının %73,6’sı çekirdek ailedir.
– Genç kızların %61,6’sı mensup olduğu haneye ait bir konutta yaşamaktadır.
-Genç kızların %18,9’unun yaşadığı konutta sıcak su sistemi yoktur.
-Genç kızların işsizlik oranı genç erkeklerden daha yüksek(kızlarda %18,4’ken erkeklerde %15,6).
– İntihar eden kadınların %18’ini 15-19 yaş grubundakiler oluşturdu.(Erkeklerde bu oran %7,7)

İyi haberlerse;
– Ortaöğretimde net okullaşma oranı arttı(geçen yıl %79,3’ken bu yıl %80,2 oldu).
– Öğrenci başına yapılan eğitim harcaması son 3 yılda sürekli arttı(2012-2015 arası %8,9).
– Resmi kız çocuk evlilikleri düştü.(Kadınlarda ortalama evlenme yaşı 2011’de 23,3’iken 2015’te 23,9 yaş oldu. Merkezî Nüfus İdaresi sistemine göre resmi çocuk evlilikleri 2014’te %5,8’iken 2015’te %5,2’ye geriledi).

Tüm bunlar ışığında bir gerçek daha var ki o da hem Türkiye’de hem de dünyada Homo Sapiens sayısı gittikçe artıyor. Nüfusumuz 28 Ocak 2016 tarihli yapılan son açıklamaya göre 78.741.053 bireyden oluşuyor. Biz buna düz hesap 80 milyon diyelim. Anlık olarak dünya nüfus sayısını çeşitli alt başlıklarla önümüze koyan nispeten güvenilir sitelerden olan http://www.worldometers.info’dan bu yazıyı yazarken dünya nüfusu 7.435.545.220 kişi olarak görünüyor. Nüfus bilimciler 2050 yılında yerkürenin, üzerinde 9,6 milyar Homo Sapiens barındıracağını tahmin etmektedir. Tabi bu gezegen bize daha ne kadar katlanır bilinmez ama bu çokluk verimli olarak kullanılabilirse daha katlanılabilir ve güzel bir dünyada yaşamaya devam edebiliriz. Şahsi kanaâtimce bu kadar büyük bir nüfusun iyi bir şekilde kontrol edilip her yönden geliştirilmesi mümkün değil, muhtelif politikalarla kısa vadede nüfus, bir an evvel dengede tutulmaya gayret edilmeli, uzun vadedeyse azaltılmalı. Her ne kadar per çok alanda alternatif kaynaklar kullanılmaya başlansa ve verimlilik artışları yaşansa da bir noktadan sonra zaten kıt olan kaynaklar daha da sınırlı olacak ve gereksinimler gittikçe karşılanamamaya başlanacaktır. Bu açıdan aile nüfus planlamaları çok önemli. Bakmayın siz birilerinin ”…nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş, hiçbir müslüman aile böyle bir anlayışın içinde olmaz.” demesine…

Dünya Nüfus Günü” üzerine 2 yorum

  1. Aklima Thomas Malthus un teorisi geldi yazini okudugumda. Evet, sinirli kaynaklarin kullanim yogunlugu artacaktir nüfusla, teklonoji ilerlese de.
    Ancak ben nüfusun azalacagini savas,hastalik,dogal afet vs. disinda goremiyorum. Devletler icin nüfus artisi pozitif bir durum. Almanya bile cocuklu aileye vergi indirimi yapiyor. Bu durumda o bilinc seviyesi devlet desteksiz olmak durumunda.
    Bir de not; Kapitalizm akilli bir organizma, sirketler hücreleri. Hayatta kalma güdüsü var. Kaynaklar bitmeye yakin baska bir yol aramaya baslar ve bulacaktir.
    Tabii bu beklenmemeli, önlemler alinmali.
    Saygilarimla

    Beğen

    1. Nüfus konusu ne zaman ortaya atılsa, İİBF’nin tozunu yutmuş her bireyin aklına T.Robert Malthus gelir. Malthus, Malthus kapanı teorisiyle teknolojideki küçük veya büyük her gelişme, kısa vadeli gelir artışıyla birlikte nüfus artışına yol açıyor der. Zaten teknoloji ilerledikçe nüfus da artıyor, birkaç on yıl daha sürekli artacak. Nüfus bilimciler, bir noktadan sonra dengeleyeceğine ve gerileyeceğine inanıyor ya da belki de inanmak istiyor diyeyim. Senin de dediğin gibi şahsen ben de siyasi veya demografik politikalarla şu an için nüfus azalışının mümkün olacağını sanmıyorum.Ancak ekstrem hadiselerle nispi olarak azalabilir. Fazla nüfus, güçlü ekonomilerin düşük işgücü ücretlerinden faydalanarak ulusal işgücü piyasalarını manipule etmesini sağlıyor. Bu sürecin önü şu an için kesilecek gibi değil.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s